Okul Öncesinde Cinsel Eğitim

Çocuklarımız, hangi dönemde ve hangi cinsiyette olursa olsun, hepimiz çocuğumuzun cinsel gelişimle ilgili sorularıyla karşı karşıya kalırız. Sorular çocuğun yaşına, gelişim düzeyine ve merakına göre değişiklik gösterir. “Bebek nasıl oluşur? Bebek nasıl doğar? Kız ile erkek neden farklıdır? Babanın bebeğin oluşumundaki işlevi nedir?” türünden sorular genellikle ailelerin sıklıkla karşılaştıkları sorulardır. Çocukların bazıları bu sorularına aile içinde cevap bulacaklarına inandıklarından, bunları anne veya babalarına sormaktan çekinmezler, bazıları ise ailelerin tepkilerinden çekindiklerinden ya arkadaşlarıyla konuşmayı ya da bu konuda suskun kalmayı tercih ederler. Oysa önemli olan çocukların ihtiyaç duydukları anda, bu sorularına doğru cevapları alabilmeleridir. Bir yanda çocuklar cinsiyet ile ilgili sorularına cevap ararken, öte yanda aileler çocuklarına cinsel yaşam hakkında neler anlatmaları gerektiğini, cinsel eğitimin ne zaman ve nasıl yapılması gerektiğini düşünür dururlar. Anne babaların çocuklarının soruları karşısında en çok zorlandıkları gelişim alanı cinsel gelişimdir.

Bazı aileler çocuğun cinsellikle ilgili sorularının yanıtlanması gerektiğine inanıp bu konuda araştırmalar yapar ve elinden geldiğince çocuğun sorularını yanıtlarlar. Bazı aileler ise bunların yanıtlanması gerektiğini düşünmez ve bu konu konuşulmayan bir tabu olarak kalır. Böyle durumlarda çocuk bu merakını arkadaşlarıyla konuşarak, cinsel içerikli davranışları aşırı şekilde sergileyerek, yaşına uygun olmayan şeyler izleyerek giderebilir.

Oysa ki, çocuğun her yaşta -ister okul öncesi, ister ilkokul, ister ergenlik- kendi cinsiyeti ve karşı cins ile ilgili sorular sorması, cinselliği tanımaya ve anlamaya çalışması doğaldır. Çocuk, her konuda olduğu gibi cinsiyet konusunda da anne ve babasına soru sorabilmeli, sorularına da cevap alabilmelidir. Bu cevapların yardımıyla çocuk, bedeni, sağlığı ve cinsel gelişimi hakkında bilgi sahibi olabilecek, endişe ve korkularından kurtulabilecektir.

Cinsel Eğitimle İlgili En Sık Sorulan Sorular

“Cinsel eğitim çocuğa anne tarafından mı verilmeli, baba tarafından mı? sorusu, bazı anne babaların zihinlerini kurcalayan sorulardandır. Genellikle cinsiyet konusunda en iyi diyalog, anne ile kız çocuk, baba ile erkek çocuk arasında kurulur. Ancak bazı ailelerde babanın anneden daha çekingen davrandığı, otoritesinin sarsılacağını düşünerek suskun kaldığı, saygınlığını kaybetmemek için cinsel eğitim görevini anneye devrettiği, annenin de bu görevi büyük bir ustalıkla yürüttüğü görülür. Babanın çekimser davranışının gerekçesi ne olursa olsun, baba, annenin yetersiz kaldığı durumlarda çocuğunu aydınlatmalı, gerekli açıklamaları yapmalıdır.

Ailenin cinsel eğitimdeki rolü ne kadar önemli ise, bu eğitimin zamanlaması da o kadar önemlidir. “Cinsiyetle ilgili bilgiler ne zaman verilmeli? Cinsel eğitime ne zaman başlanmalıdır?” soruları eğitimcilere sıklıkla sorulan sorulardır. Cinsiyetle ilgili bilgilendirme için belirlenmiş bir yaş, ya da bir dönem yoktur. Konuya ilgi duyduğu herhangi bir zamanda çocuğa bilgi verilebilir, yeter ki verilen bilgi çocuğun gelişim ve olgunluk düzeyine uygun olsun. Çocuk ne zaman soru sorarsa, aile soruyu cevaplandırmaya hazır olmalıdır. Çocuğun sorularını cevaplarken, baştan savma birkaç sözle yetinilmemeli, çocuğun merakı birkaç kelimeyle giderilmeye çalışılmamalı, açıklamanın sade bir dille ve net bir biçimde yapılmasına özen gösterilmeli, çocuğun olayı kavraması ve merakının giderilmesi sağlanmalıdır.

Cinsel yaşamla ilgili sorulara gelince, okulöncesi dönemdeki çocukların en çok merak ettikleri konular: kız-erkek farklılığı, hamilelik, doğum ve anne-baba ilişkisidir. Okul öncesi dönemde, kız çocuk babasının cinsel organının neden kendisininkinden farklı olduğunu, neden erkek arkadaşı gibi ayakta çiş yapamadığını merak ederken, erkek çocuk babasının cinsel organının neden kendisininkinden büyük olduğunu, babasının göğüslerinin neden annesininkiler kadar büyük olmadığını sorar. Bu sorularla karşılaşan anne, kız ve erkeklerin cinsel organlarının birbirine benzemediğini, bu nedenle farklı şekilde çiş yaptıklarını, çocuk büyüdükçe bedeninin tüm kısımlarının büyüyeceğini, erkek çocuğun gelecekte baba olacağını, kız çocuğun ileride anne olacağını, anne olunca bebek doğuracağını, bebeğini emzireceğini, bebeğin annenin göğsünden gelen sütle beslendiğini, babanın bebeği emzirmediği için göğüslerinin büyük olmadığını açıklamalıdır.

Cinsiyet farkını kavradıktan sonra çocuk, bu sefer de kardeşinin veya kendisinin nasıl oluştuğunu, kardeşi yoksa bebeğin anne karnında nasıl durduğunu, anne karnından nasıl çıktığını öğrenmek için soru sormaya başlar. Çocuğa öncelikle bir hamile kadın gösterilerek bebeğin anne karnında büyüdüğü, annenin karnında bebek için sıcacık bir yerin bulunduğu, bu özel yerin bir cep gibi olduğu veya bebeğin anne karnındaki özel torbada korunduğu anlatılmalıdır. Bebeğin önceleri bir mercimek tanesi kadar küçük olduğu, dokuz ay boyunca giderek büyüdüğü, o büyüdükçe annenin karnının büyüdüğü, nihayet belli bir boy ve ağırlığa geldikten sonra annenin karnının alt tarafında bulunan bir delikten, doktor veya ebe tarafında dışarı çıkarıldığı açıklanmalıdır. Çocukların bir kısmı bebeğin, annenin göbek deliğinden çıktığını düşünürken, bir kısmı da annenin karnının yarıldığını, annesinin kesildiğini zanneder, öncelikle annesini kesecekler korkusundan çocuk kurtarılmalı, uygun açıklama ile rahatlatılmalıdır.

Hamilelik ve doğum olayını anlatmada annelerin pek güçlük çekmedikleri, ancak bebeğin oluşumunu açıklamada zorlandıkları bilinir. “Anne kardeşim senin karnına nasıl girdi?” , “Bebek nasıl olur?”, “Babam seni sık sık öperse benim de bir kardeşim olur mu?”, ” Bu gece bana bir bebek yapabilir misin?” türünden sorular annelerin sık  karşılaştıkları sorulardır.

Çocuk, bebeğin oluşumunda babanın işlevini sorarsa, ona, bebeğin oluşumu için gerekli tohumlardan birinin anne, diğerinin baba tarafından sağlandığı anlatılmalıdır. Bu anlatım çocuğun merakını bir süre için tatmin etse de dokuz – on yaşındaki çocuğun tekrar soru sormasını engelleyemez. Büyüdükçe bir çocuğa, daha önceki yıllarda kendisine anlatılmış olan tohumun ne olduğunu, üremenin nasıl gerçekleştiği, sperm ve yumurta kavramları, döllenme olayı anlatılmalıdır. Bütün soruları cevaplandırılmış olan çocuğun artık bu konuda soru sormadığı, sorularının başka alanlara kaydığı dikkati çeker.

Sonuç olarak; her yaşta çocuklar, merakları ve öğrenme istekleri ile bizi yeni şeyler öğrenmeye motive ederlerJ Çocuklarımıza merak ettiklerini uygun şekilde öğretebilmemiz için yaşam boyu öğrenmeye devam…

Nida Özşahin Terkuran

Uzm. Psikolog/Psikoterapist