Evlilik: Sorunlar ve Olası Çözümler

Evlilik, farklı yaşam tarzları ve kültürlerden gelen kişilerin aynı mekân ve zamanı paylaşması ile oluşan resmi çift ilişkisidir. Evlilik, aile kurulması için atılan ilk adımdır ve tüm kültürler için önemlidir. Evlilik ilişkisi, saygı, sevgi, güven ve bağlılık üzerine kurulur.

Tüm evlilikler büyük hayaller, umutlar ve beklentilerle başlar. Pek çok kişi için evlilik,  gelecek planları yaptığı kişiyle hayatını birleştirmektir. Genellikle hayaller mutlu bir aile kurmak üzerinedir, ancak kurulan hayaller her zaman gerçekleşmeyebilir. Hayallerin ve beklentilerin gerçekleşmediği durumlarda bireyler farklı oranlarda öfke, hayal kırıklığı, mutsuzluk yaşamaya başlarlar.

Daha flört döneminde ya da evlilik öncesi hazırlık sürecinde gözlenen bireysel ya da kültürel farklılıklar, evlilik heyecanının verdiği enerjiyle tolere edilebilir ya da evlilikten sonra karşıdaki kişiyi değiştirebilme düşüncesi ile ertelenir. Bu ertelemeler evlilikler rutine girdiğinde daha çok su yüzüne çıkmaya ve bireyleri rahatsız etmeye başlar. Kişiler pek çok nedenle başlangıçta tolere edebildikleri davranışlardan ve alışkanlıklardan rahatsız olmaya ve pek çok şeyi, en önemlisi de karşısındaki kişiyi değiştirmeyi dener.

Her evlilikte fikir ayrılıkları, iletişim problemleri, çatışmalar, sorunlar yaşanabilir. Hiçbir evlilik mükemmel değildir. Evlilikte yaşanan problemler bazen çiftlerin kendi çabaları ile çözümlenebilse de, bazı durumlar çiftleri bir profesyonelden yardım almaya yönlendirebilir. Ülkemizde giderek artan oranda çift, evlilikleri konusunda destek almaktadırlar. Çift terapisinde amaç sadece evliliğin devamını sağlamak değil, kişilerin ihtiyaçlarına ve beklentilerine yönelik ortak hedefler koyarak çifte uygun çözümler üretmektir.

Çiftler evliliklerindeki mutsuzlukları “Eşim beni anlamıyor”, “artık beni sevmiyor”, çok değişti, artık onu tanıyamıyorum”, “ bu benim evlendiğim kadın/adam olamaz” gibi birbirine çok benzeyen cümlelerle ifade ederler. Bu cümlelerin ortaya çıkmasına neden olan çok temel durumlar söz konusudur. Evliliklerde en çok karşımıza çıkan sorun iletişim problemleridir. Pek çok evlilikte rastladığımız iletişim engelleri ilişkinin sağlıklı ilerlemesini zorlaştırır. Buradaki temel soru “Çiftler birbirlerini anlamaya yönelik mi yoksa kendilerini anlatmaya yönelik mi iletişim kuruyorlar?” “Karşıdakini dinlemeyi ve suçlayıcı olmadan kendini ifade edebilmeyi biliyorlar mı?” Dinlemeyi öğrenmek evliliğin vazgeçilmezlerindedir. Çift terapisi ile eşler, birbirlerini dinlemeyi ve suçlayıcı olmadan iletişim kurmayı öğrenebilirler.

Büyük hayallerle başlayan evliliklerde önemli bir diğer sorun, eşlerin köken ailelerinden getirdikleri farklı davranış kalıplarıdır. Hepimiz farklı ailelerin içine doğarız ve kendi anne babamızdan, yakın çevremizden hayatla ilgili, ilişkilerle ilgili kıymetli bilgiler elde ederiz. Herkesin geçmişten getirdiği bilgi ve görgü kendi içinde değerlidir. Farklı kültürlerin birleşmesi ile ortaya çıkan evlilikte geçmişten getirdiğimiz kalıplarımız evliliğin ilerleyen zamanlarında karşımıza sorun olarak çıkabilmektedir. Çiftler kendi öğretilerine değer verdikleri gibi, eşlerinin öğretilerini de zenginlik olarak kabul edebildikleri ölçüde mutlu evlilik yaşarlar. Bunun yanı sıra farklı kültürlerden getirdiğimiz davranış biçimlerimiz, kendi çocuklarımızı yetiştirme biçimlerimizi de etkiler. Öyle ki pek çok evlilikte anne babaların çocuklarla ilgili anlaşmazlıklar nedeniyle problem yaşadığı görülür. Böyle durumlarda çiftin karşılıklı saygıyı koruyarak, çocuk yetiştirmede ortak yol bulabilmek için çaba harcamayı öğrenmesi gerekmektedir.

Büyük bir heyecan ve umutla başlayan, ilgi ve romantik anlarla süslenen ilişkilerde bir süre sonra yaşam rutinlerinin de etkisiyle bir değişim yaşanır. Oysaki evlilik sürecinde doğal olan bu değişim süreci, çiftlerin çok büyük hayal kırıklıkları ve öfke yaşamasına neden olur. Evlilikte en önemli yanılgı, romantik anların sonsuza kadar süreceğine ilişkin beklentidir. Hiçbir evlilik ilk günkü heyecanı ile devam etmez. Evlilikte çocukların doğumu, değişen yaşam koşulları, çiftin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik koşullar evlilikte değişime neden olabilir. Bu değişimi kabul edip, beklentileri zaman içinde duruma ve koşullara göre yeniden değerlendirmek ve değişim sırasında doğru iletişim yöntemlerini kullanabilmek evliliğin ömrünü uzatır.

Evliliklerde çok sık karşılaşılan bir diğer problem ise, evdeki görev ve sorumlulukların çiftlerden birisine daha fazla yüklenmesidir. Sorumlulukların çoğunu yüklenen taraf, yükü taşıyamadığı durumda evlilikte çatışmalar ve sorunlar baş göstermeye başlar. Bu nedenle evdeki rollerin ve sınırların iyi belirlenmesi, herkesin taşıyabileceği kadar yük alması ve sorumluluğunu yerine getirmesi hem çift ilişkisinin korunması açısından hem de çocuk yetiştirirken onu hayata hazırlamak açısından önemlidir. Evlilikte sınırların korunması da rollerin doğru paylaşımı kadar etkilidir. Evlilikte çift ilişkisinin dışında bireylerin kendi bireysellikleri,  hayalleri, hayattan beklentileri, kişisel hayat amaçları da vardır. Bu bireysel yaşamlar çift ilişkisinin önüne geçmediği sürece mutlu evliliği destekleyicidir. Çiftlerin, kişisel hayallerini gerçekleştirirken aldıkları doyum evliliğe olumlu yansıyacaktır.

Evlilikte yaşanan sorunlar arasında karşımıza çıkan cinsel problemler de sayısı azımsanamayacak kadar çok çifti etkiler. Bazen evlilikte yaşanan iletişim sorunları çiftin cinsel yaşamını etkilerken, bazen de her hangi bir cinsel problem evliliğin etkilenmesine neden olur. Öncelikle cinsel alanda yaşanan problemin neden mi, sonuç mu olduğu netleştirilmelidir. Bunu netleştirebilmek için eşlerin birbirlerine karşı açık, eleştiriden uzak ve çözüm odaklı davranabilmesi önemlidir. Evlilik terapisi böyle durumlarda çözümü kolaylaştırıcı etkiye neden olur.

Evlilikte yaşanan sorunlara çözümler çiftlerin kendi çabalarıyla ya da  terapist desteği ile sağlanabilir. Çözüm yolu hangisi olursa olsun kesin olan şey tüm evlilikler “emek ister, çaba ister”.

Nida ÖZŞAHİN TERKURAN

Uzm. Psikolog/Psikoterapist