Çocuğumuzla Kaliteli Vakit

Çocuğumuzun sağlıklı gelişmesi bizler için önemlidir. Hepimiz çocuklarımızı çok severiz ve çoğu zaman bunu sözel olarak ifade etmeye çalışırız. Ancak çocuklarda soyut düşünme becerisi yaklaşık 11-12 yaşları civarında geliştiğinden, çocuğumuza onu sevdiğimizi ne kadar söylesek de sözlerimiz, bu sevgiyi davranışlarımızla göstermemiz kadar etkili olamaz. Kısacası, çocuğumuzun anne baba sevgisini hissedebilmesi için somut dokunuşlara ve yaşantılara ihtiyacı vardır. Kaliteli zaman geçirmek de anne baba olarak bu sevgiyi hissettirmek için yapabileceğimiz en iyi yöntemdir. Kaliteli zaman geçirmek, çocuğumuzla onun ihtiyaç duyabileceği, yaşına uygun etkinlikler yapmak ya da onu kendi yaşantımızın içine dâhil edebileceğimiz etkinlikler yaratmakla mümkün olabilir.

Yapılan araştırmalar, özellikle okul öncesi dönemde çocukla kaliteli vakit geçirmenin çocuğun duygusal gelişimine çok büyük katkı sağladığını göstermiştir. Duygusal olarak desteklenen çocukların özgüveni daha yüksek, kendini ifade etme ve problem çözme becerisi daha gelişmiştir. Çocukla geçirilen nitelikli zamanın sonucunda, çocuk anne babadan “benim için değerlisin, seni önemsiyorum” mesajını alır. Bu mesaj çocuğun kendini daha değerli hissetmesine neden olur.

Çalışan anne babalar olarak, yaşam temposu içinde çocuğa kaliteli zaman ayırmak her zaman mümkün olmayabilir. Özellikle birden fazla çocuğu olan aileler için bu daha zordur. Çok çocuklu ailelerde, bu konuda dikkat edilmesi gereken en önemli şey, çocuklara ayrılan zamanın adaletli olmasıdır. Kısacası, birine diğerinden daha fazla zaman ayırmamaya özen göstermelisinizJ

Çocukla zaman geçirirken o zamanı çocuğa ayırdığınızdan, tamamen ona odaklandığınızdan emin olmalısınız. Aynı zamanda yemek yaparken, ya da TV’de haberleri izlerken çocukla ilgilenmek ona ayırdığınız “kaliteli zaman” anlamına gelmemektedir. Ya da birlikte televizyon izlemek, çocukla birlikte geçirilmiş nitelikli zaman değildirJ

Bununla birlikte zamanın çoğunu çocuğa ayırmak ve onunla çok fazla zaman geçirmeye çalışmak da nitelikli zaman geçirmek anlamına gelmemektedir. Çocuğun bireysel ve duygusal gelişimi için, kendi başına oyun kurabilmesinin ve oynamasının da önemli olduğunu unutmamalıyızJ Ne çok zaman, ne az zaman, bu konuda dengeli olmaya çalışmak sanırım en doğrusu olacaktır.

Çocukların en çok ihtiyaç duydukları ve duygusal olarak desteklendikleri faaliyet, onunla oyun kurmanız ve oynamanızdır. Evcilik, doktorculuk, tamircilik, marketçilik, öğretmencilik vb oyunlar tamamen yaşadığımız hayatın çocuk gözündeki yansımasıdır. Bu nedenle çocuklarımızı duygusal olarak desteklemek için onun kurduğu bir oyunda size verdiği rolü üstlenerek onunla oyun oynayabilirsiniz. Onun sizi ve oyunu yönetmesine izin vermeniz, 5-6 yaş çocukları için özgüvenin gelişimi açısından da çok etkili olacaktır. Ayrıca, bu oyunlar sayesinde hayatı nasıl algıladığını, neye ihtiyaç duyduğunu rahatlıkla gözlemleyebilir, aynı zamanda daha mutlu olmasına destek olabilirsiniz.

Her yaş dönemi farklı gelişimsel özellikleri ve ihtiyaçları beraberinde getirir. Dolayısıyla çocuğunuzun içinde bulunduğu döneme göre nitelikli zaman etkinlikleri planlanmalıdır. Örneğin okul çağı çocukları için birlikte oyun kurmanın yanı sıra akademik bilgileri de işin içine katabileceğiniz, kelime oyunları, bulmacalar, belgeseller ya da yaşına uygun kutu oyunları uygun olabilir.

Ergenlik döneminde ise çocuğunuzun farklılaştığını ve sizden hızla uzaklaştığını fark etmek, anne baba olarak zorlanmanıza neden olabilir. Bir ergen anne babası olmak, çocuğunuza ulaşmak için bugüne kadar yaptıklarınızdan farklı davranışlarla ona yaklaşmayı öğrenmeniz anlamına gelir. İhtiyaçlar okul çağı çocuğundan farklıdır. O nedenle kaliteli vakit geçirmek için, ergenlerin hoşlandıkları aktiviteler, müzikler, diziler ve kitaplar konusunda bilgi sahibi olmalısınız.

Çocuğunuz hangi yaş döneminde olursa olsun asıl olan çocukla kurduğunuz bağın sağlam olmasıdır. Sağlam bağların kurulması birlikte geçirdiğiniz zamanın niteliği ile doğru orantılıdır. Yakın ilişki kurmanın yolu her yaş döneminde farklıdır, bunun farkında olmak ve çaba göstermek ise en önemli adımdır.

Nida Özşahin TERKURAN

Uzm. Psikolog/Psikoterapist