Bir Nefes Farkındalık

Pek çoğumuz hayatımızı, bir yerlere yetişmeye çalışarak, yeni hedefler koyup onları gerçekleştirmeye uğraşarak ve tüm bunlar arasında “yaşadığımızı düşünerek ” geçiriyoruz. Yaşımız kaç olursa olsun, hangi ekonomik koşulda olursak olalım, hep daha iyisi, daha güzeli için çabalıyoruz. Ve çabalarken kim bilir neleri kaçırıyoruz, ya da neleri yaşadığımızı düşünüp aslında sadece nefes alıp veriyoruz. Çoğu zaman nefes alıp verdiğimizi bile fark etmiyoruz. Tüm bu nedenlerle, bu sayımızda “fark ederek yaşamak” konusunu mercek altına alalım istiyorum.

“Farkındalık” ya da içinde bulunduğumuz “anı yaşamak” son yıllarda psikoloji biliminin çalışmalar yaptığı temel konulardan birisi olmaya başladı. Hayatımızdaki yeni öğrenmeler ve yakalamakta zorlandığımız yeni bilgiler, akıllı telefonlar, yaşamı kolaylaştıran teknolojik gelişmeler, aynı zamanda bizden pek çok şeyi de alıp götürüyor. Kaçımız sabahları uyandığımızda fark ederek yüzünü yıkıyordur? Ya da kaç kişi yediği öğle yemeğinin tadını, kokusunu hissedebiliyordur? Ya da hangimiz çocuğumuzla oyun oynarken gerçekten o anda onunla oyun oynuyoruzdur? Hayatı yakalama çabamızın, pek çok şeyi fark etmeden yaşamamıza neden olduğunu gözlemliyoruz.

Çocukluğumuzdan bu yana kazandığımız alışkanlıklar sonucunda pek çok şeyi otomatik olarak yapmayı öğreniriz. Çünkü alışkanlıklar, yeni bilgileri öğrenmemizi, problem çözmemizi, kısacası hayata uyumumuzu kolaylaştırır. Biz buna otomatik pilota bağlı olmak diyebiliriz. Otomatik pilota en iyi örnek araba ya da bisiklet kullanmayı öğrenmek olabilir. Örneğin,  araba kullanmayı ilk öğrendiğimiz zaman, başlangıçta düşünerek yaptığımız vites değiştirmeler bir süre sonra otomatikleşir ve araba kullanırken aynı zamanda sohbet de etmeye başlayabiliriz. Ya da her hangi bir problem durumu ile karşılaştığımızda çok hızlı şekilde düşünmemiz, karar vermemiz ve uygulamamız gerekir. Böyle durumlarda otomatik pilot gereklidir. Ancak, “Otomatik Pilot” hayatımızı kolaylaştırdığı kadar, pek çok şeyi fark etmeden yaşamamıza da neden olabilmektedir. Tam da bu nedenle, “farkındalık” hızlı ve yorucu dünyada daha sakin olmamıza ve belki de huzur bulmamıza yardım edebilir.

Özetle, “farkındalık”, yaptığımız etkinlik her ne ise onu fark ederek, hissederek yapma halidir.

Akıntıya kapılmış giderken, zaman zaman otomatik pilottan çıkmayı öğrenmek için neler yapabiliriz? Yaşamı nasıl daha anlamlı ve daha farkında yaşayabiliriz? Alışkanlıklarımızı değiştirmeyi öğrenmek için ilk önce günlük nefes farkındalığı etkinlikleri yaparak başlayabiliriz.

Bir Dakikalık Meditasyon *

  • Arka kısmı düz olan bir sandalyede dik bir şekilde oturun. Mümkünse arkanıza yaslanmayın ki omurganız kendi kendinizi desteklesin. Ayaklarınız yere bassın. Gözlerinizi kapatın ya da yere bakın.
  • Dikkatinizi nefes alıp verişinizde yoğunlaştırın. Her alınıp verilen nefeste, yaşadığınız değişik duyguların farkında olun. Özel bir şey olmasını beklemeden nefesinizi izleyin. Nefes alıp verme şeklinizi değiştirmeniz gerekmiyor.
  • Bir süre sonra dikkatiniz dağılabilir. Bunu fark ettiğinizde kendinizi zorlamadan yeniden nefes alıp verişinize yoğunlaşın. Farkındalık meditasyonunda en önemli husus, dikkatinizin dağıldığını fark etmeniz ve kendinizi zorlamadan yeniden yoğunlaşmanızdır.
  • Zamanla zihniniz durgun bir su gibi tamamen sakinleşebilir ya da sakinleşmeyebilir. Eğer tümüyle sakinleştiğinizi hissederseniz bu geçici olabilir. Eğer kızgınlık ya da huzursuzluk hissederseniz bu da anlık olabilir. Ne olursa olsun, bastırmadan bunun oluşmasına izin verin.
  • Bir dakika sonra gözlerinizi açın ve etrafınıza bakın.

Gün içerisinde her hangi bir zamanda uygulanan bir dakikalık meditasyon uygulaması, zihnimizi sakinleştirip, yaşamı daha fazla fark ederek yaşamamıza bir yol açabilir.

Hepimiz hayattaki alışkanlıklarımıza büyük bir özenle bağlıyız hatta bazen alışkanlıklarımızın esiriyiz. Ancak alışkanlıklarımız bizleri yaşamda bir rutine doğru götürür. Örneğin pek çoğumuz sabah işe giderken otobüste aynı koltuğa oturmaya, arabamızı genelde otoparkta aynı yere park etmeye, aynı kafeye gitmeye, toplantı odasında aynı koltuğa oturmaya özen gösteririz. Bu davranışlarda da otomatik pilot devrededir ve bir süre sonra etrafımızı görmemeye, kokuları hissetmemeye, sesleri duymamaya başlarız. Rutini kırmak ve yaşadıklarımızı daha çok farkında olabilmek için, günlük alışkanlıklarımızdan her gün bir tanesini fark ederek yapmayı kendimize amaç edinebiliriz. Örneğin toplantıda her gün oturduğunuz sandalyenizi değiştirmeniz, ya da günün ilk kahvesini içerken sadece içtiğiniz kahvenin tadına ve kokusuna odaklanmanız vb. bile hayatınızda pek çok şeyi değiştirmek için kapıyı aralayacaktır.

Kendinize farkında bir yaşam armağan etmek için şimdi nefesinize odaklanıp, içinde bulunduğunuz anda ne hissettiğinizi gözlemleyerek başlayabilirsiniz.

Nida ÖZŞAHİN TERKURAN

Uzm. Psikolog/Psikoterapist

* Farkındalık, Mark Williams ve Danny Penman, Pegasus yayınları, 2014